sim


<body><iframe src="http://www.blogger.com/navbar.g?targetBlogID=9306111&amp;blogName=Simiole+Paris+Carnet.&amp;publishMode=PUBLISH_MODE_BLOGSPOT&amp;navbarType=SILVER&amp;layoutType=CLASSIC&amp;homepageUrl=http%3A%2F%2Fsimiole.blogspot.com%2F&amp;searchRoot=http%3A%2F%2Fsimiole.blogspot.com%2Fsearch" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no" frameborder="0" height="30px" width="100%" id="navbar-iframe" title="Blogger Navigation and Search"></iframe> <div id="space-for-ie"></div> <!-- --><div id="b-navbar"><a href="http://www.blogger.com/" id="b-logo" title="Go to Blogger.com"> <img src="http://www.blogger.com/img/navbar/3/logobar.gif" alt="Blogger" width="80" height="24" /></a><form id="b-search" action="http://www.google.com/search"> <div id="b-more"><a href="http://www.blogger.com/" id="b-getorpost"> <img src="http://www.blogger.com/img/navbar/3/btn_getblog.gif" alt="Get your own blog" width="112" height="15" /> </a><a href="http://www.blogger.com/redirect/next_blog.pyra?navBar=true" id="b-next"> <img src="http://www.blogger.com/img/navbar/3/btn_nextblog.gif" alt="Next blog" width="72" height="15" /> </a></div><div id="b-this"><input type="text" id="b-query" name="q" /><input type="hidden" name="ie" value="ISO-8859-9" /> <input type="hidden" name="sitesearch" value="simiole.blogspot.com" /> <input type="image" src="http://www.blogger.com/img/navbar/3/btn_search.gif" alt="Search" value="Search" id="b-searchbtn" title="Search this blog with Google" /> <a href="_javascript:BlogThis();" id="b-blogthis">BlogThis!</a></div></form></div> function BlogThis() {Q='';x=document;y=window;if(x.selection) {Q=x.selection.createRange().text;} else if (y.getSelection) { Q=y.getSelection();} else if (x.getSelection) { Q=x.getSelection();}popw = y.open('http://www.blogger.com/blog_this.pyra?t=' + escape(Q) + '&u=' + escape(location.href) + '&n=' + e scape(document.title),'bloggerForm','scrollbars=no,width=475,height=300,top=175,left=75,status=yes,resizable=yes');void(0);} --></script><div id="space-for-ie"> </div>

30 Nisan 2008

Nouvelle Saison

Yeniden basliyorum.
Ne guzel,

S.

28 Eylül 2007

you and me.

17 Temmuz 2007

yasasin bodrum


19 Haziran 2007

again and again

Bazen bir sarkiyi saatlerce ustuste dinliyorum ve kulakliklarimi cikarip yururken o sarki sanki icimde calmaya devam ediyor -o zaman cok sasiriyorum.

08 Haziran 2007

daha cok yemeliyim ben

03 Haziran 2007

oh la la

Gule gule soyluyorum bir yas daha buyudum, hediye olarak cingene pembesi bir gece elbisesi aldim kendime, mami'ye tesekkur ettim beni dunyaya getirdigi icin, uzun bir envanter cikardim hayatima dair, tam su saniye karsi penceredeki yasli adamla birbirimize kacamak bakislar atiyoruz, evinin gorebildigim kadari korku filmlerini andiriyor ustelik hava kapkaranlik ve ben sunu farkettim, sampanya icerken islik calamaz cogu kisi, kendim oldugum icin ne kadar sansliyim, voila.

25 Mayıs 2007

cuma eglencesi

22 Mayıs 2007

abla'ya :)

Canim benim,
Yaz yaz dedin, yaziyorum. Terliklerini cumartesi aliyorum. Ozgur'u cok opuyorum. Ben seni cok seviyorumm.

simi.

yine tutturamadim


14 Mayıs 2007

bazen

Bazen yolun ortasinda bir ayna gormekten daha guzel bir goruntu yok.

09 Mayıs 2007

guneye dogru

Zamanin nasil gectigine sasirmayi biraktim artik. Guluyorum sadece. Gecen haftasonu Mpl'ye gittik, guneye inmek iyi geldi, gunesli ama soguktu, kat kat giyindim (ust dort kat, alt iki), biraz nostalji yaptik, gecmisi -neredeyse- olmayan ben bile an an duygulandim diyebilirim. Lattitude'deki ikiz garsonlar bana bakip "degismissin, ama aynisin" dediklerinde. Idilik senin evinin onunden gectigimde. Ben su evde de, bunda da, sunda da yasadim dedigimde. Su sokakta cok sarhostum, bunda asik oldum, tam su tasin ustunde bir gece agladim, hemen yaninda bana cicek verdi ilk defa, biraz ilerde...diye diye diye, yurudum. Kosmadan, guney ritmine uygun, sallana sallana.

Yuruduk O.nunla elele. Kucukken ki gibi. Istemedigim hicbirseyi hatirlamadim. Komik gitariyla bagira bagira sacma sapan sarkilar uyduran zenci sisko adami gordum, hic yaslanmamis, iste oyle birkac sey vardi zaman cizelgesinin disindaki. Sonsuzlukta bir nokta gibi her biri. Hic degismeyen seyler -bazen- insana ne kadar iyi geliyormus, anladim.

Mami mesaj atti bir gece. "Hidrellez bu gece, dilek tut, dilegin olsun. Annen". Cok tatli, mesajin altina annen. diye yazmasi. Rakamlarla tanimak hic hos degil zaten insanlari.
Ne dilekler tuttum, ne kadari olur bilmem. Yalvardim Kem'e, nolur sen de yap. Dileklerimizi kucuk kagida yazalim, Peyrou parkindaki gole atalim. Ben inanmam oyle seylere, dedi. Ne aci. (Ne istedigini bildigim icin ben onun yerine de dilek tuttum : ust kismi camla kapli bir Opel-miydi acaba markasi...)

Her yerin kokusu farkli. Bu sehrin kokusunu duydum ayni yillar onceki haliyle, cok sasirdim. Kahvalti ettigimiz rengarenk bahcede minik cocuklar vardi, en miniginin ellerini one dogru uzatarak saskin adimlarla kosma sahnesini unutamiyorum. Bu kudar guzel bir suursuzluk olmaz dunyada.



Belki de olabilir. Simdi hatirladim.

Sonra trene bindik, ve geri donduk paris'e. Dedim ki kendime ben bu sehirden baska yerde yasayamam, cok zor. Gri rengine cok alismisim. Guneyin renkleri guneyde guzel. Ama goz yanilmalari, her yerde guzel.




ps. binanin butun on cephesi boya. yagli boya. gercek gibi bir saka.

ps2. fotograf makinemi sevmiyorum. Sanki detaylari cekmiyor.Ben goruyorum, o gostermiyor. Ben ayarliyorum, o bozuyor. acaba neden.

18 Nisan 2007

izle

01 Nisan 2007

Anna

Prada gozlukler alinacaklar listesine girdi cunku artik bir stajerim var: Anna kod-adli 26 yasinda bir kiz. Onunla gorusmeyi yaparken icimden yalvardim "tanrim ne olur, beni kabul etsin !" Cunku megerse madalyonun diger tarafi da ayni derecede stresliymis. Bin tane CV oku, 20 kisiyle gorus, BIR tanesini sec, ohh rahatla, CV dosyasini en alt cekmeceye koy, Alo, pazartesi baslayabilir misiniz? Evet evet, tabii baslarim. 10 dakika sonra mail : Madame kusura bakmayin, baska bir sirketi tercih ettim, evime daha yakin, basarilar. Oldu, tuvalete girip hungur hungur agladim anlari sen gormeyeceksin tabii, acimasiz stajer ! Sana da basarilar !
...Ama Anna kabul etti. Pazartesi, yani yarin sabah 10'da baslayacagina (neredeyse yemin ettirdim) soz verdi. Ama daha komigi gorusmemizdi. Cunku Cv'sindeki cok enteresan bilgiyi ileteyim : Evli !

- Anna, bizim sirketimizin niye tercih ettiniz, vs vs vs,
- Cunku vs vs vs
- (Daha fazla dayanamayarak) Demek evlisiniz?
- Evet evliyim. Uc ayligina Fransa'ya degisim programiyla geldigimde tanistim onunla. Ilk haftanin sonunda evlenme teklif etti bana. Ben de kabul ettim. Nasil oldugunu anlamadan evlendik. Ama megerse evlilik cok degisik bir seymis.
- (Biraz one egilerek) Gercekten mi? Ne gibi bir degisiklik ? Yani ne degisti, ne farketti ?
- Bir kadin evlenince karsisindaki insani daha farkli elestirmeye basliyormus. O benim kocam sonucta, hani sevgilim olsa belki tepki vermeyecegin seyleri daha cok kafana takiyormussunuz.
- (Aman tanrim, oyle mi?) Biraz daha acar misiniz? Ne gibi seyleri mesela ?
- Kocam demek bile ona karsi bakisimi degistiriyor. Neyi nasil yapiyor, oyle yapmasin, boyle yapsin, kucukken hayalini kurdugum daha var olmayan kocam olsaydi boyle yapmazdi gibi dusunuyor insan..
- Evet ama, pisman misiniz yani bu kadar genc evlendiginize, yani, keske biraz daha bekleseydim diyor musunuz?
-Yok hayir cok mutluyum cunku...vs vs derken

Birden kendime geliyorum ! Tanrim ben bu kizla NE konusuyorum ? Bu bir is gorusmesi, kendime gelmeliyim. Allahtan toplanti odasindayiz ve bizi kimse duymuyor. Panik oluyorum, toparlamaya calisiyorum, gorusme nasil bitti anlamadan onu ugurluyorum ve kendimi tuvalete kapatiyorum. Ve beyin firtinasi basliyor :

"Ben ne zaman evlensem, daha erken mi degil mi, ama yillar geciyor, O. acaba benimle ne zaman evlenmeyi dusunuyor, evlensek acaba ne degisecek, aman tanrim hayatim nereye gidiyor, yoksa gec mi kaldim, butun stajerler bana Madam derken ve ben her defasinda israrla Matmazel diye duzeltirken acaba birseyleri kaciriyor muyum ? Kendi stajerim bile evli, ben daha sozluyum. Ne zaman nisanlansam, niye kimse bana bir hayat programi cizmiyor, tanrim ben NE YAPACAGIM ?"

O an telefona sarilip sevgili O.'ya butun bu dusuncelerimi anlatabilirdim. Ama yemege cikmayi tercih ettim. Kucuk salatimi gunesli parktaki bankin uzerinde yerken kendi kendime soyle dedim. Zaman birak herseyi, her sey kendiliginden sekillenecek.

Yalana da bak. Hic te o kadar zen degilim. Anna'yi arayip kabul edildigini haber verdim. Evli bir kadinin basina gelecekleri bana uzun uzun anlatmak icin tam 6 ayi var.

30 Mart 2007

TataaaTaaaTaamm

-Patronum "kendine artik bir stajyer bulman gerekiyor" dedi.
Doktorum "nasil mumkun, boyunuz artik uc santim daha uzun" demis kadar mutlu oldum -yazisi:
Madalyonun oteki tarafina gecmek demek buymus sekerim. Ben simdi hazirlamaz miyim en topuklu ayakkabilarimi, saclarimi arkadan soyle siki bir topuz yapmaz miyim, gidip bir de kemik cerceveli Prada gozlukler edinirsem soyle kaslarimi catip gorusmelerimi yapmaz miyim : "Neden bizim sirketimizi tercih ettiniz matmazel, 3 arti 3 eksiniz nedir mosyo, Do you speak in english? " Sonra da ufak tefek bir sjayer bulup parmagimda oynatmaz miyim, butun isleri ona yikip saat beste cikmaz miyim, cit cit cit cit havami atmaz miyim ? Ohh, gidip parfumumu degistirmem lazim. Daha dominant birsey almaliyim. Artik sirkettekilerle cok gulup eglenemem aman allahim ; artik benim ALTIMDA bir canli var, ahh simdiden sicak basti yelpazem nerde, yonetici olmak da ayri bunlatiyor insani ohh, bana bir kahve espresso getirebilir misin canim, voluto sekersiz, mersi.

Simiole harikalar diyarinda, seri 3 episode 2.
....
Oysa gercekler aci :
  • Sekiz adet gorusme : Her gorusmeden once titreyen bacaklar, kisilan ses, toparlanamayan cumleler, sorulamayan sorular, tam alinamayan cevaplar. (Stajerler degil. Ben. Kimse ustume gelmesin)

Fena durumlar :

  • Rahatlasin diye yaptigim esprinin aday tarafindan anlasilamamasi nedeniyle uc saat esprimi aciklamak zorunda kalip, en sonunda umutsuzca ih-iihii diye bogazimi temizleyip "O zaman siz kendinizden bahsedin" demem ve o saniye suratimin aldigi zavalli ifade.
  • Baska birinde heyecandan on dakika hickirik tutmasi (beni, evet)
  • Baska birinde beni fazla genc gorup yilisik gulumsemesiyle "Gorusmeyi siz mi yapacaksiniz" sorusunu soran cocuga acimasizca "Peki siz 28 yasinda nicin hala staj ariyorsunuz" sorusunu sormam. (Hadi buraya kadar cool oldugumu dusunuyorum, iste o an dursaydim keske) Hemen ardindan pisman olup cocuktan oyle dedigim icin ozur dilemem ve insanin her yasta staj yapabilecegi hakkinda sacma bir aciklamaya girismem. Suratindaki anlamsiz ifade. Tanrim niye boyleyim.
  • Bu sefer masanin diger tarafinda olmama ragmen kendi eski staj gorusmelerimin aklima gelmesi sonucu, gecen zaman ve hayat uzerine 1 saniyelik bir dusunce firtinasi yasadigimi sanarken kafami kaldirdigimda o 1 saniyenin galiba 5 dakika falan oldugunu farketmek. Tamamen sok. Neredeyiz, bu da kim, evet pardon, ne diyordunuz ?

Gibi, gibi, gibi... Olsun, deneyimdir canim uzme kendini-diyor babam. Benim kizim buyumus de birilerini mi ise aliyor ? Aferim, cok calisma sen yine de.

"Hatirliyorum da hayatim sen boyle gorusmelere girerken korkudan ezilip buzulurdun, boyle sudan cikmis civcive donerdin, gordun mu nasil da buyudun ?" diyor Mami. Cok mersi. Insanin kendisini destekleyen bir ailesinin olmasi ne kadar da guzel.

Bir sonraki post : "Simiole stajerini buldu mu ? Gorusme de neler oldu, kim daha cok korktu ? Stajer kiz mi, erkek mi ? Prada gozlukler alinacaklar listesine girdi mi ?

26 Mart 2007

surpriz II

Iceri girdik sonra. Suradaki en ust sagdaki fotograf var ya, orasi salon, O. orada bekledi beni, ben cantayi asagidaki odamiza koydum. Illy'le kocasi O.'nunla sohbet etti bu arada. Ve ben odamiza hayran hayran bakarken dusundum onlarin hayatini : Uc katli bir evde iki minik cocugunla yasayacaksin, Evin tam ortasindaki iki odayi yabancilara kiralayacaksin, isteyenlerle aksam yemegini ve sabah kahvaltini paylasacaksin. Nasil olabilir ki ?
...Ama oluyormus, o geceden sonra anladim. Cunku orasinin sahibi cift gercekten buyulu insanlar. Hayallerini gerceklestirmek icin elinden geleni yapan sicacik bir cift. Musterileri musteri degil, arkadaslari sanki.
Yukari ciktim ve O.na geceyi burada gecirecegimizi ama simdi hemen cikmamiz gerektigini cunku bizi uzun bir gezintinin bekledigini soyledim. Montmartre'in en daracik sokaklarinin haritasini cikarmistim onceden, el ele gezerken hayattan ne kadar uzaklastigimizi hissettim, gundelik butun dertlerden, sanki cok uzak bir ulkede kimseyi tanimayan mutlu turistler gibi opuse opuse dolastik her yeri. Fotograflarini cektim degirmenlerin, ciceklerin ve bulutlarin, O. gulumsedi. Aksam olurken minik eve geri donduk. Varmamiza bes dakika kala Illy'i aradim geliyoruz diye, mumlari onceden yaksin diye. Sonra O. odayi gordu. Ben onun gozunde minik pariltilari gordum. Sikir sikir giyindik ve sokagin basindaki Lubnan restoranina gittik. Iki kisi yedi minik tabak meze yedik, zeytinyali fasulye bile vardi masada, ne mutluluk !!!
Hayatimla ilgili bir karar verdim sonra. Onu soylemiyorum, sonra odamiza donduk ve hayatimin en romantik bir gecesini yasadim...

....Sevgili cherry blossom girl, sabah biraktigin yorumda surprizimi hic de yaratici bulmadigi yazmissin: Belki haklisin, ilk defa dusunulmus bir sey degil, orjinal degil hatta kliselerle dolu. Farkindayim. Ama sen de sunun farkinda ol ki birsey ne kadar klise olursa olsun, ilk defa yasiyorsan muhtesem oluyor! Detaylarla yazdim evet cunku hem unutmamak istedim yillar sonra bugunu, hem de Paris'e gelen birileri olursa, bu muhtesem yeri bilsinler istedim. Sik sik mail atip kalacak yer soranlara artik gonul rahatligiyla onerebilirim : Tek adresim burasi. Rezervasyon yaptirirken benden selam soylemeyi unutmazsaniz, sampanya icin soz veremiyorum ama -cilekler kesin :)


ps. Adi "Sourire de Montmartre", telefonu : 06 64 64 72 86. Fiyati cok ucuz, ve rezervasyonu ingilizce yapmak isteyenler telefona cikan Illy'den kocasi Patrice'i rica etsinler lutfen

ps2. Yillar oncesine geri donup bitkisel'in sayfama koydugu yorumlari kaldirmaya karar verdim. Sicacik yorumlari cevapsiz birakmaya dayanamiyordum, gereksiz yorumlari anlamiyordum, ama yine tekrar ediyorum: Hem kendim hem sizin icin yaziyorum !
Mailim de zaten burada...

25 Mart 2007

Surpriz


17 Mart O.'nun dogumgunuydu ve ben ona bir supriz yaptim. Gunler oncesinden basladim hazirliklara, kimseye soylemedim -ilk defa-, telefonlar actim gizlice, metroya binip kactim baska mahallelere. Sonra O an geldi, Oraya gittik ve O. gozlerine inanamadi . O. cok guldu sonra, bana simsiki sarildi ve bir kere daha asik oldu : -The Happy END-!

(Bu kadar anlatmaliyim aslinda. Icimdeki seytan sus suuuss kendine sakla diyor. Ama hayir. Yinede. Buyuyu paylasmak lazim. Buyusun, kocaman olsun diye.)

Paris'ten kacirmak istiyordum O.nu ama cok uzaga gidemezdik, sadece bir cumartesimiz vardi. Sans eseri Orayi buldum: Montmartre'in minicik bir sokagina gizlenmis iki odali bir Bed-and-Breakfast. Sahipleri iki cocuklu genc bir cift, gorur gormez hayatindan bir daha asla cikmayacagini bildigin insanlardan..EV sahibesi Illy'e gunlerce telefonda yalvardim. Cunku doluydu oda. Baskasi rezerve etmis. Her telefon acisimda bir daha anlattim planladigim surprizi, hayati onem tasidigini soyledim, kabul etmezse kendimi Seine'in derin sularina atacagimi da. Kabul etti sonunda. Baska bir gun atladim metroya gittim. Simsiki sarildi beni gorunce. "Gel odaniza bak" asik oldum. Ama sadece ask yetmemeli insana. Karsisina gectim. "Bu odayi O.na gore degistirmeliyiz, cok romantik ama daha da romantik yapmaliyiz" dedim. Ve bir liste yaptik beraber :

  • Kirmizi yatak carsaflari, bembeyaz yastiklar
  • Her tarafa boy boy mumlar ve samdanlar
  • Sampanya, cilek
  • Ikimizin en sevdigimiz fotografi
  • Benim ona yazdigim bir mektup, sandigin uzerine
  • Duvara dayanmis ferforje bir ayna
  • Yere minik bir masa, uzerine kadehler, puf yastiklarla romantik oturma kosesi
  • Oradaki yastiklarin birinin altina gizlenmis hediyesi
  • Cumartesi gecesi icin o muhtesem dort masali Lubnan restoranina rezervasyon
  • Ve...her tarafa atilmis gul yapraklari : Ama her yere, yatagin icine, yastiklarin ustune, yerlere, banyoya: sirf kirmizi ve pembe tonlari !

O gun geldi. Kendi evimizde uyandik, saat oglen oldu. "Hazirlan" dedim. "Bir gomlek, o cok hos kumas pantalonun, bir de dis fircasini koy bu cantaya. Gidiyoruz". Inanamadi. Metroda nerede inecegimizi sorup durdu. Minik evin onune geldik. Ona sabah ezberlettigim numarayi kullanmasini soyledim. Kapinin kodunu kendisi acti. Iceri girdik. Ciceklerle dolu bir avlunun icinden gectik. Ve bir kapiyi calarken ben, O. basina geleceklerden habersiz, saskin saskin bana bakiyordu. "Burasi da neresi" ?

Kapiyi Illy acti bana sarilip O.na da "Iyiki dogdunuz" derken sevgilim tam olarak sok gecirdi. Peki sonra neler mi oldu ?

Devami da yarina.

04 Mart 2007

--


Herseyi en ince detayina kadar dusunmek kadinlarin genlerinde mi var? Oncesini, sonrasini, sebebini, sonucunu, sagini, solunu, boyunu, kupunu, zamanini, tadini, seklini, semalini, ayarini, onemini, neyin ne sekilde yapilmasi gerektigini, oyle yapilmazsa kimlerin vay basina neler gelecek-lerini....

Bazen minik kafami ellerimle tutuyorum, o kadar agir geliyor. Cok sallasam sanki butun dusunceler birbirine girecek. Gozlerimi kapatiyorum ve beynimi bosaltma-ma oyunu oynuyorum. Ben kuveti doldurup icine girdigimde bile bunu yapiyorum, hem de bir dolu oyuncak varken dikkat dagitabilecek, bembeyaz kopukler, dikkatli bir sekilde herseyi bastan dusunuyorum, hicbirini atmak istemiyorum, en azindan duzelteyim diyorum. "Beyninizi bosaltin" yazilarini hic anlamiyorum, olur mu oyle sey, baliksiz akvaryum olur mu mesela ?
...


Evet sevgilim hala donmedi. O gelince baliklari denize atiyor. Ben guluyorum o zaman. O zaman, hadi gelsin artik. Boyle olmuyor.

25 Şubat 2007

pazar kadar gundelik


Bekar bir hafta beni bekliyor: Sevgilim Istanbul'a gitti. Uzun zamandir yapmadigim seyi yaptim butun gun, hicbirsey'i, ah nasil ozlemisim. Hic giymedigim ve asla giymeyecegim o yesil elbiseyi giyip kendi kendime fotograflar cektim, (yukaridakinin adi "kac ayna, kac sen ?") sonra mémé'yle yuruduk yollarda ve dun gece onda kaldim. Uzun yillar once mezun oldugumuz lisenin yillagina bakarken bulduk bir an kendimizi, ne kadar cok sey unutuluyor, nasil sasirdik ve gulduk. Cirkin ordek yavrulari gibiymisiz : Hele ben ! Tanrim iyiki buyuyorum, dedim icimden. Tostoparlak patates gibi bir suratim varmis, kisacik diken diken saclarim. Iyiki zaman geciyor, dedim. Simdi erik gibi bir suratim var :)

Gece onda kalirken baska bir sey dusundum : Cook uzun yillardir tanidigin, kendi dilinde konusup guldugun veya agladigin bir dostun olmasi kadar onemli birsey yokmus burada yasarsan. Eskiden sacmaydi bu laf, herkesle anlasirsin gibi gelirdi. Ama butun engelleri assan da, hicbir yabanci -aslinda- o yanindaki gibi olmuyormus, gercekten.

Neden bunlardan bahsediyorum ? Bir ay onceydi galiba, mami bir gun telefon acti, sesi cok kotu. Tak diye "gel artik buraya, zaman geciyor, seni cok ozluyorum" dedi. Burada yasamaya gel diyordu iste yillar sonra, ilk defa. Ilk defa butun hayatimi bastan kurgulamam gerekti, sebepler sonuclar vesairelerle. Sonra zaman gecti, gidip geldim Istanbul'a ve kesin kararimi verdim : Daha donmek yok, esyalarini toplamak kolay ama burada kurmaya calistigin hayati birakmak yok. Cok zor oldu cunku zaman gecerken buyukler buyumuyor, yaslaniyor. Yillar, aylar ve gunler daha bir onem kazaniyor. O kadar dusundum ki en sonunda sunu dedim kendime: Nasil olsa istedigin zaman gidersin burayi birakip. Onlarla gecirdigin zamanin suresi degil, kalitesi onemli. Senin hayatini kurmayi basarman onemli. Biraz tatli yalanlar gibi, biraz gercek kararlar iste...

Sonra gece kikirdaya kikirdaya saatleri gecirirken uykumuz geldi. Ama yastik carsafi yoktu sevgili kiz arkadasimda. Biz de soyle birsey yaptik cok sevimli oldu :


Sonra suana kadar gecti zaman. Demin isle ilgili birseyler yaptim, yaptiktan sonra da kendime kizdim. Niye bu adamlar gibi olamiyorum ? Bundan sonra pzt-cuma disinda isle ilgilenmek yok ! Simdi arayi kapatmak icin sabaha kadar abuk subuk seylerle ugrasmayi planliyorum. Insan kendi sorunlarina kendisi cozum bulmali. Iskoliksen inadina sabaha kadar 24 izle ya da kalk bu saatte kestaneli fondan yap. Kisisel gelisim gibisi yok, mis !

19 Şubat 2007

simiole paris carnet (4.sezon)

j'y suis restee 15 jours
Aralik-ocak-subat cok cabuk gecti, gunleri hic sayamadim. Karneme yazamadim, kayit tutamadim. Simdi kisa bir ozet gecmem lazim ! Bu kadar zaman nerelerdeydin diye soranlara, yanit : Isyerimde. Cunku cok ama cook calistim ben. O kadar ki, eve geldigim saat uyuyakaldim O'nun kollarında. Ne kadar cok is verdilerse yaptim, once sirf fransa'ydi, sonra avrupa basladi. Dilinden anlamadigim kisilerle anlasmalar yaptim. Yuzde 30 diyenlere hayir yuzde 18.5 ! Simdi guluyorum ama, hayatimda hic bu kadar kendimi yormamisim! Ne maillerime baktim, ne fotograf cektim, ne resim yaptim, hayir, sadece sabah sekizden aksam dokuza kadar tuhaf bir hayat surdum, pazarlamadan ciktim, strateji planlamaya girdim. Sonuca gelelim: Ta ta taa taam. O uzun staj sona erdi ve benim gercek isim oldu !!

Turkiye'de yasayanlara komik gelebilir bu anlattiklarim, ama yurtdisinda okuyup burada normal bir calisan statusune girmek icin iste boyle taklalar atmak gerekiyor. Bir kuruma "cok cok cok gerekliyim size" demek yetmiyor. Tanrim ne stresliydi ilk baslari. Ama artik rahatladim. Kalbimi stresten bam bam carptiran toplantilar artik zevkli geliyor. Tam yatmadan bu yaziyi yazabildiysem, artik bu donemi bitti kabul ediyorum. Demek buymus olay! Tabii ki yarin sabah da gunes dogmadan kalkacagim, ama artik stres icinde kendimi paralamak yok ! Ben ki asla kendime iyi bir sey yaptigini soyleyemem, iki nokta ustuste acikliyorum : Kendimle gurur duyuyorum !

Bu yoklugun nedenini acikladiktan sonra, bir daha is konusuyla kimsenin kafasi sisirmeyecegime soz veriyor ve yatagima giriyorum. Kendime, O'na ve size tatli ruyalar.

ps. Aldigim bir mail beni nasil guldurdu anlatamam. Senamay demis ki : "Bu kadar zaman yazmadiysan heralde cok kotu bisey oldu: Ya saclarini kazittin ve begenmedin, ya O'ndan ayrildin ve kendine gelemedin !". Saclarim hic olmadiklari kadar uzun Senamay, O'da tam karsimdan goz kirpiyor ! Sevgilerimle...

15 Şubat 2007

ask

16 Ocak 2007

cok cukulata yersen...cukulata kadin olursun :)

Google